Sinema, kesinlikle gerçekle ilgisi olmayan bir şeydir. Bir film, eğer geçmişten bahsediyorsa, onu şimdinin bakış açısından anlatır. Yani anlattığı olayı, olan bir olay olarak değil, olmuş bitmiş bir olay olarak görür. Bu bakış farkı filmin tamamına yansır.
Öte yandan, şu andan bahseden bir film söz konusuysa, işler daha da içinden çıkılmaz hâle gelir. Çünkü şu andan bahseden bir filmin inandırıcı olmasının en önemli şartı gerçeği -kendisinin var olduğunu- reddetmesidir.
Ters yönden gerçekçi olmak adına kendi içinde kendisinden bir film olarak bahseden bir filmdeki karakterlerin bu film hakkında ne düşündükleri ilginç bir soru olabilirdi.
8 Kasım 2004 Pazartesi
6 Kasım 2004 Cumartesi
bilekleri kesmemek için 17 neden
Michael Moore'un resmi sitesi www.michaelmoore.com'da, seçimden sonra yaptığı ilk açıklama. Amerikalılar'ın, 2004 başkanlık seçimleri sonucuna bakıp da bileklerini kesmemeleri için 17 neden gösteren bu açıklamayı aşağıda elimden geldiği kadar tercüme ettim:
"Sevgili arkadaşlar
Tamam biliyorum rezil bir durum. Ama öncelikle gelin monty python'un deyimiyle "her zaman hayatın olumlu tarafına bakalım". Salı günkü seçimlerle ilgili iyi haberler de var!! İşte bileklerinizi kesmemeniz için 17 neden:
1) George W Bush'un bundan sonra tekrar başkan adayı olması kanunlara aykırı.
2) Bush'un zaferi, Woodrow Wilson'dan beri, başkanlık koltuğunda oturan birinin en sıkıntılı şekilde elde ettiği galibiyetti.
3) Çoğunluğun Kerry'ye oy verdiği tek yaş grubu genç yetişkinler (kerry %54 - bush %44). Bu da ebeveynlerinizin daima hatalı olduğunu ve onları dinlememeniz gerektiğini kanıtlıyor.
4) Bush kazanmış olsa bile, Amerikalılar'ın çoğu hala ülkenin yanlış bir yolda olduğunu (%56), ortaya savaşmaya değer bir savaş olmadığını (%51), George W Bush'un yaptığı şeyi onaylamadıklarını (%52) söylüyorlar.
(Yabancılar için not: Anlamaya çalışmayın. bu durum tamamen Amerikalılar'a özgü. tıpkı "pop tarts" gibi.)
5) Cumhuriyetçiler'in Senato'da 60 sandalyelik bir çoğunluk hakimiyeti olmayacak. Eğer Demokratlar iyi iş çıkarırlarsa Bush Yüksek Mahkeme'ye sağ ideologları dolduramaz. "Demokratlar iyi iş çıkarırlarsa" mı dedim? Hmm... Sanırım bu kısmı boşverebiliriz.
6) Michigan Kerry'yi seçti! Ayrıca demokrasimizin doğum yeri olan bütün kuzeydoğu da. 8 göller bölgesi eyaletinden 6'sı da. Ve tüm batı sahili! Artı Hawaii. Tamam, bu da bir başlangıçtır. Bütün taze suya, Broadway'e ve St. Helen Dağı'na sahibiz. Onları susuz bırakabilir, ya da lavlar içinde yakabiliriz. Böylece uyum göstermemize gerek kalmaz!
7) (bu maddeyi çeviremedim) Once again we are reminded that the buckeye is a nut, and not just any old nut -- a poisonous nut. A great nation was felled by a poisonous nut. May Ohio State pay dearly this saturday when it faces Michigan.
8) Bush'a gelen desteğin %88'i beyaz oyverenlerden. 50 yıl içinde, Amerika'nın çoğunluğu beyaz olmayacak. Hey, 50 yıl hiç de uzun bir zaman sayılmaz. Eğer 10 yaşındaysanız ve bunu okuyorsanız, altın çağınız cidden altın olacak ve size iyi bakılacak.
9) Salı günü sayılan oylar sayesinde eşcinseller 11 eyalette daha evlenemeyecekler. Tanrı'ya şükür. Satın almak zorunda kalmayacağımız onca hediyeyi düşünsenize.
10) Kongre'ye , Georgialı Cynthia McKinney de dahil, beş tane daha Afrika asıllı Amerikalı seçildi. Bizim kavgamızı sürdürecek ve temsilcilerimizin yapamadığı işleri yapacak ne kadar çok siyah olursa o kadar iyidir.
11) Coors'un (bir içki üreticisi) Yönetim Kurulu Başkanı Colorado'daki Senato seçimlerini kaybetti. Buna içilir!
12) Kabul edin: Bush'un ikiz kızlarını seviyoruz ve gitmelerini istemiyoruz.
13) Salı günkü seçimlerde Demokratlar 3 yasama meclisini daha kazandılar. 2004 seçimleri başlarken Demokratlar partilerin kontrolündeki 98 yasama meclisinden 44'ünü, cumhuriyetçiler ise 53'ünü kontrol ediyorlardı ve 1 tanesi de berabereydi. Salı gününden sonra, demokratlar artık 47 yasama meclisini, cumhuriyetçiler ise 49'unu kontrol ediyorlar. 1 tanesi berabere, ve 1 tanesi de (Montana House) henüz kararsız.
14) Bush artık işinden ayrılmasına fazla bir zaman kalmadığı için etkisini kaybetmiş bir başkan. Bu haftadan daha güzel bir zaman geçirmeyecek. Şu andan itibaren tamamen tepeden aşağı inen bir yol izleyecek. Ve tabii ki, kendinden beklenen bütün o zor işleri gerçekleştirmeyecek. 12inci sınıfın son ayındaki gibi - artık bitmesine az kalmıştır, öyleyse artık parti zamanıdır! Muhtemelen, önümüzdeki dört yılı ebedi bir cuma günü gibi kullanacak, çiftlikte ya da Kennebunkport'ta daha çok vakit harcayacak. Neden harcamasın ki? Kendini kanıtladı, babasının öcünü aldı ve kıçımıza tekmeyi bastı.
15) Diyelim Bush işe gitmeye ve ülkeyi karanlık yollara sokmaya karar verdi, yine de şu iki senaryodan birisi gerçekleşecek:
a) Tekrar seçilebilmek için hıristiyan muhafazakarlara yaranmaya ihtiyacı yok. Biri kulağına eğilip bu dört yılı, tarihin onun hakkında daha nazik bir karar vermesini sağlayacak bir miras hazırlamak için kullanmasını hatırlatabilir. Böylece aşırı saldırgan sağcı bir gündem oluşturmayacaktır.
b) Çok ukala ve kendini beğenmiş biri olacak. Ve böylece öyle hatalar yapacak ki kendi partisi bile onu görevden almak zorunda kalacak.
16) 300 milyon Amerikalı'nın 200 milyonu oy verme yaşında. Biz sadece 3 buçuk milyonla kaçırdık. Fazla bir fark değil -demek ki az kaldı. 20 milyon farkla kaybettiğimizi düşünsenize. Eğer gol atmak için 58 yard koşmanız gerekse ve siz bunun 55 yardını koşmuş olsanız, 3 yard çizgisinde durup, topu bırakıp ağlaya ağlaya evinize mi dönerdiniz? Tabii ki hayır! Sıçrayın, kendinize gelin! Gelecekte daha da fazla spor benzetmeleri yapacağım!!!
17) Son ve en önemli nokta: 55 milyon'dan fazla Amerikalı "Senato'daki 1 numaralı liberal" olarak tanınan aday için oy verdi. Bu sayı, Reagan'a, birinci Bush'a, Clinton'a ya da Gore'a oy verenlerden daha fazla. Tekrar söylüyorum, Kerry'ye oy verenler Reagan'a oy verenlerden fazla. Eğer medya bir trend arıyorsa, o budur -Kennedy'den beri ilk defa bu kadar çok Amerikalı, böyle liberal bir adam için oy verdi. Ülke her zaman dincilerle dolu olmuştur -bu yeni bir haber değil. Asıl haber olan bu kadar çok kişinin bir Massachusetts liberalinin tarafına geçmesi. Aslında bu önemli bir haber. Yani, size Irak Savaşı'nı getiren hakim medyadan 2 kasım 2004'le ilgili gerçekleri size anlatmasını beklemeyin. Aslında anlatmamaları daha iyi. 2008'de sürpriz faktörüne ihtiyacımız olacak.
Umarım daha iyisinizdir. Arkadaşım Mort'un bana dün yazdığı gibi, "Romen dedem her zaman şöyle derdi, 'unutma, Morton, bu ülke öyle harika bir ülke ki -bir başkana bile ihtiyacı yok!' "
4 Kasım 2004 Perşembe
modanın mantığı
Eski pantolonlar yerine eskitilmiş pantolonlar giyiyoruz. Bir pantolon, eğer eskimiş olmanın başarısız bir taklidi ise itibar görüyor. Oysa gerçekten eski olduğu anlaşılırsa gözden düşüyor.
Sakın bunda anlam aramayın, çünkü hiçbir anlamı yok. Akıl nasıl tımarhane koğuşları yaratıp bunları dışarıdan izlediyse, mantık da trendi ve modayı yarattı. Sadece dışarıdan izlemek için. İçine girmek için değil.
Bilgi toplumunda en erdemli şekilde eskimiş pantolon, bilerek eskitilmiş pantolondur. Tüm yırtıkları ve aşınmaları bilinçli bir şekilde yerleştirilmiş olmalıdır. Bu toplumda ıslak görünen saçların en makbûlü, kontrollü bir şekilde ıslatılmış olandır, mecburen ıslanmış değil.
Ama tüm bu açıklama da işin mantığını açıklamaya yetmiyor. Kontrol altında, çünkü öyle olması popüler. Öyle olması popüler çünkü... "Çünkü"sü ne ki bunun? Altında gerçekten de bir mantık var mı?
Sakın bunda anlam aramayın, çünkü hiçbir anlamı yok. Akıl nasıl tımarhane koğuşları yaratıp bunları dışarıdan izlediyse, mantık da trendi ve modayı yarattı. Sadece dışarıdan izlemek için. İçine girmek için değil.
Bilgi toplumunda en erdemli şekilde eskimiş pantolon, bilerek eskitilmiş pantolondur. Tüm yırtıkları ve aşınmaları bilinçli bir şekilde yerleştirilmiş olmalıdır. Bu toplumda ıslak görünen saçların en makbûlü, kontrollü bir şekilde ıslatılmış olandır, mecburen ıslanmış değil.
Ama tüm bu açıklama da işin mantığını açıklamaya yetmiyor. Kontrol altında, çünkü öyle olması popüler. Öyle olması popüler çünkü... "Çünkü"sü ne ki bunun? Altında gerçekten de bir mantık var mı?
3 Kasım 2004 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

