19 Aralık 2005 Pazartesi

"okumayı bilen çok embesil var"

- Eğitiminiz ne yönde geliştirdi sizi? ...
- On altı yıl... Kıçım sert bankların üzerinde onaltı sene... On altı dümen ve sürekli erdemlilik yılı. On altı sıkıntılı yıl ve geride ne kaldı? ... Biliyor musunuz Bay Brul, çocuklara onaltı yıl süren düzenli bir alışkanlığı dayatmak alçaklık. zaman bozuldu, Bay Brul. Gerçek zaman, eşit saatlere bölünmüş ve mekanik değildir... Gerçek zaman özneldir... İçinde taşırsın... Her sabah saat yedide kalkın... Öğlen yemek yiyip, dokuzda yatın... Asla kendinize ait bir geceniz olmaz... Denizin alçalmayı bırakıp durduğu bir an, tekrar yükselmeden önce gecenin ve gündüzün birbirine karışıp eridiği ve nehirlerin okyanusla karşılaşmalarındakine benzeyen bir coşku seli oluşturduğu, dingin bir zamanın varolduğunu hiç bilmezsiniz. On altı yıl gecelerimi çaldılar, Bay Brul. Beşinci sınıfta, altıncı sınıfa geçmemin tek ilerleyişim olması gerektiğine inandırdılar beni... Son sınıfta bitirme sınavını vermem gerekiyordu... Ardından bir diploma... Evet bir amacım olduğunu sanıyordum Bay Brul... Ama hiçbir şeyim yoktu... Başlangıcı ve sonu olmayan koridorda, bir embesiller römorkunda, diğer embesilleri izleyerek ilerliyordum. Hayatımızı diplomalarla geçiştiriyoruz. Aynı zorlanmadan yutturmak için kapsüllerin içine acı tozlar konulması gibi...
...
Beni, kendilerinin ve kitaplarının tarzıyla aldattıkları, dünyada olası bir durağanlığın varolabileceğine inandırdıkları için öğretmenlerimi suçluyorum. Düşüncelerimi belli bir seviyede -tanımlanmamış ve onların açısından hiçbir çelişki içermeyen biri seviye- dondurmaktan ve beni, bir gün bir yerde ideal bir düzenin var olabileceğine inandırdıkları için.
- İyi ya, bu sizi yüreklendirebilecek bir inanış, sizce de öyle değil mi?
- Böyle bir düzene asla ulaşılamayacağı ve bu zevki gökyüzünün nebülözleri kadar uzak olan kuşaklara bırakmak gerektiğini farkedince, bu yüreklenme bir umutsuzluğa dönüşüyor ve asit sülfiriğin baryum tuzlarını çökerttiği gibi, içinize çöküyor. Bunu okul konusundan sapmamak için söyledim. Baryum vakasında çökelti beyazdır.
...
Sizin eğitiminiz palavra. Dünyanın en kolay şeyi. Kuşaklardan beri insanlar bir mühendisin, bilginin, seçkin insan olduğuna inandırılmaya çalışılıyor. Bu durumda, ben dalgamı geçerim; kimse buna kanmıyor -sözde seçkin adamların dışında- Bay Brul, boks öğrenmek matematik öğrenmekten daha zordur. Öyle olmasaydı, okullarda hesap sınıflarından çok boks sınıfları olurdu. İyi bir yüzücü olmak Fransızca yazmayı bilmekten daha zordur. Öyle olmasaydı, Fransızca öğretmeninden çok, yüzme öğretmenleri olurdu. Herkes diplomalı olabilir Bay Brul... Zaten bir sürü diplomalı var ama dekatlon yarışlarına katılmayı başarabilecekleri bir sayın. Eğitimimden nefret ediyorum Bay Brul, çünkü okumayı bilen çok embesil var. Spor gazetelerini yağmalayan ve stad insanlarını yücelten bu embesiller, buna kanmıyorlar. Ayrıca bir tarih kitabının üzerinde bunalmaktansa doğru dürüst sevişmeyi öğrenmek mübahtır.
- Eğer öğrenciler kadar boksör olsaydı Concours Genéral'in birincisi omuzlarda taşınırdı.
- Belki, ama entelektüel kültürü yaymak yeğlendi. Artık beni rahat bırakırsanız çok memnun olacağım.

Boris Vian, Kırmızı Ot

Taşındık: Ekran Memuru