28 Nisan 2005 Perşembe

mantıklı bir açıklama

Sabah kalkıp aynaya baktığında, gördükleri hoş değildi. Sonradan, gece yüzünü yıkadıktan sonra kurulamayı unuttuğu aklına geldi. Yüzünün paslanmış olmasına mantıklı bir açıklama bulmanın verdiği huzurla kaşlarının üstünü ve ağzının kenarlarını zımparaladı. Bir gün daha böylece başlıyordu...

19 Nisan 2005 Salı

bir harf

Bana bir harf öğretenin
Başına bela olurum
Affetmem bu densizliğini
Ve azraili olurum.

Bana bir harf öğretmek...
Beni yalanlamak değil midir?
Çok mu kötü bir şey
Hizmet etmek cehaletime?

Ben halkım
Sokaktaki adamım
Pek bir şey bilmiyorsam
Bir bildiğim vardır.

9 Nisan 2005 Cumartesi

tersten tanımlamak

Yeni ve çok ilginç bir şöhret yöntemiyle karşı karşıyayız. Örneklerini verdiğimde az çok anlayacaksınız aslında neden bahsettiğimi.

Ajdar Anık… Banu Alkan… Bu isimleri duyduğunuzda hissettikleriniz nedir? Kendi adıma konuşmam gerekirse, ben şaşkınlıkla karışık bir ilgi hissediyorum bu kişileri gördüğüm ya da adlarını duyduğum zaman.

Ajdar Anık dendiğinde… Televizyon stüdyolarında adımlarını aksata aksata dans edişi gözümün önüne geliyor. Dökük saçları, gözlüğü, göbeğinden dolayı patlayacak gibi duran gömleği… Şarkıcı dediğimizde aklımızda canlananın güçlü bir antitezi gibi sanki. Ne gibi bir etki bırakıyor insanın üstünde? Bu konuda güzel bir örnek var aslında: Bilkent yurtlarından yayın yapan FTP sunucularından birinde, Ajdar’ın Nane’yi seslendirdiği bir video dosyasının ismi: “Bu gerçekse ben en büyük yalanım.”

Ajdar’ı izleyen insanların çoğunluğu, onu gördüklerinde ve şarkı söyleyişini, “besteleri”ni duyduklarında az çok böyle hissetmişlerdir. Ama bu, gerçekte düşünülenin bir anlamda tersine çevrilmiş, daha ebedi bir şeklidir tabii. İnsanın Ajdar’ı gördüğünde tepkisi: “Bu gerçek olamaz!” diye özetlenebilir kısaca. Nane’yi ya da Alırım Senden Tüm Yetkimi’yi yüz yüze kendisinden dinlesek, Deniz Seki’nin yarışma jürisinde verdiği tepkiden farklı olmaz belki de tepkimiz.

Ajdar’ın kayıtsız şartsız reddi, onun izlenmesini neden engellemiyor peki? Gerçek olamayacak kadar kötü şarkılarını niye dilimize doluyoruz? Onunla ilgili neyi tekrar tekrar hissetmekten hoşlanıyoruz?

Ajdar’ın reddi, Ajdar olmayanın kabulüdür bir anlamda. Eğer Ajdar dediğimiz imaj, yani televizyon kameraları ve ekranlar aracılığıyla bize ulaşanlardan derlediğimiz o varlık gerçek bir “şarkıcı” olamazsa, bunun tek sebebi, ona benzemeyenleri “şarkıcı” diye tanımlamaya olan ihtiyacımızdır. Yani “şarkıcı gibi davranan ama şarkıcı olmayan” Ajdar, aklımızdaki şarkıcının sınırlarını dışarıdan belirleyerek, ilginç bir şekilde, hiç benzemediği bir ideali sembolize etmektedir.

Benzer bir şekilde Banu Alkan, nam-ı diğer Afrodit’imiz, güzel kadının bir olumsuzlaması durumundadır. Nasıl ki Ajdar kendini kesintisiz olarak bir “pop star” olarak nitelendiriyor ve bu şekilde de bir pop stardan ne kadar uzak olduğunu vurguluyorsa, Banu Alkan da 90-60-90 olduğunu iddia ettiği ve kendisini Afrodit olarak adlandırdığı her an, güzel kadın imajının sınırlarını dışarıdan belirlemektedir. Banu Alkan ideal güzellik imajından ne kadar uzaksa, güzel olduğunu kabul ettiklerimiz o kadar “gerçek” güzeller olarak kabul edilebileceklerdir.

Ajdar ne kadar şarkıcıysa, Banu Alkan o kadar güzeldir. Televizyondan hakkında bilgi ve fikir edindiğimiz her bir ismin altını, iki allık tonu farkla ya da kameranın çekim açısından doğan nüanslarla doldurduğumuz gerçeğini göz ardı edebilmemiz için, açık yüreklilikle reddedebileceğimiz sembollere yaşamsal bir ihtiyaç duyuyoruz. Ajdar’ı izledikçe, bir şarkıcının ne olmadığını tekrar tekrar, adeta bir mantra gibi içimize çekiyoruz. Böylece aklımızda daha önceden oluşmuş, birer şarkıcı olarak varlığına inandığımız isimlerin gerçekliğine dair çok daha sağlam kanıtlarımız oluyor. Ve tanımlamalarımız bir dayanağa kavuşuyor: Tarkan gerçek bir pop star mıdır? “En azından Ajdar kadar uzak değildir pop star olmaya!” Herhangi bir manken gerçek bir güzel midir? “En azından Banu Alkan’dan daha güzeldir.” Kesin doğru olamayacak tanımlarımıza güvenle inanabiliyoruz böylece.

Bir şekli anlamak için tek yöntem o şeklin içini boyamak değildir, şeklin içi boşsa eğer sınırların dışını boyamak da bir tanımlama şeklidir. Özellikle de şeklin iç yüzüne ulaşmak imkansızsa.

5 Nisan 2005 Salı

mantık yapısını bir başkasının mantık yapısıyla karşılaştırmaya çalışan insanın üzerine

Her insanın kendine ait bir mantık yapısı vardır. Herhangi bir önerme bu mantık yapısına uyduğunda bu önermeyi mantıklı bir önerme olarak alır, mantık yapısına uymadığında ise mantıksız bir önerme olduğuna karar vererek bunu reddeder.


Örnek vermek gerekirse: Eğer önünüzde mavi bir kutu duruyorsa, ve biri gelip "bu mavi kutuyu nereden buldun?" diye soruyorsa, bu sorunun içinde "önündeki kutunun rengi mavi" gibi bir önerme de yer alır. "Bu mavi kutuyu nereden buldun?" sorusu, içindeki önermeleri kabul ettiğiniz için tarafınızdan mantıklı bir soru olarak kabul edilir ve cevaplanır.


Şimdi başka bir örnek düşünelim: Önünüzde bu sefer kırmızı bir kutu duruyor olsun. Ve birinin gelip "bu mavi kutuyu nereden buldun?" diye sorduğunu düşünelim. Bu soruyu nasıl karşılarsınız? Mantıklı bulmayacağınız kesin. Mantıklı bulunmamasının sebebi, önünüzdeki kırmızı kutuyu mavi olarak tanımlamasıdır. Bu yüzden soruyu reddedersiniz.


Peki biri size gelip, neden bir başkasının mantık yapısını kabul etmediğinizi sorarsa?
İşte bu noktada, soruyu ilk önce kabul etmeniz gerekir. Bunu yapmanın tek yolu da soruyu kendi mantık yapınızın süzgecinden geçirmenizdir.


Demek ki bu soruyu bile kabul etmek için kişinin belirli bir mantık yapısına sahip olması gerekiyor.


Soruyu kabulünüzün ardından, kendi mantık yapınızı ve bahsedilen diğer mantık yapısını karşılaştırırsınız. Peki bunu yapmak için kendi mantık yapınızdan başka dayanağınız nedir?
İki mantık yapısını karşılaştırırken, ikisinden birini ölçü olarak kullandığımızda acaba nasıl bir sonuç elde edeceğiz? Çok fazla düşünmeye gerek yok. Tabii ki kişi ölçü olarak aldığı kendi mantık yapısını diğerinden daha mantıklı bulacaktır.


İşte bu da bizi şu noktaya getiriyor ki:


Bir insanın kendi mantık yapısını bir başkasıyla karşılaştırıp değiştirmesi mümkün değildir.

Taşındık: Ekran Memuru