Önceki yüzyılların yerel sanatıyla, iletişim teknolojisinin aşırılaştırdığı tekilleşmeyi karşılaştırmaktır -ki yanlıştır.Öncelikle yukarıdaki cümlede "yerel" sıfatını kullandığım anda, "ne demek yerel? Olur mu öyle şey" gibi tepkiler veren bir refleks geleceğini hayal ettim. Oysa böyle bir tepki gayet gereksiz çünkü Yine Bir Gülnihal yereldir, ama bu olumsuz bir sıfat değildir. Zaten yerelliği küfür olarak algılamak için, Küreselleşme'ye tapıyor olmanız gerekir. Durum buysa, ben karışamam tabii. Dinde zorlama yok.
Ama yerelliği olumsuz olarak gören bir insan bile Yine Bir Gülnihal'in içinde bulunduğu kültürün nota ve ritm yapısını bir Avrupalı'ya açıklayamaz, açıklasa bile bu mekanik bir açıklamadan öteye gidemez. Zira söz konusu Avrupalı'nın zihnine o format atılmamıştır (Böyle söyleyince de avrupalıyı aşağılamış gibi olduk ama yok öyle bir şey. Ne Yine Bir Gülnihal bir Avrupalı tarafından anlaşılmak zorunda, ne de bir Avrupalı Yine Bir Gülnihal'i anlamaya muhtaç.)
Yine Bir Gülnihal, bir Türk müziği eseridir. Shake It Up Şekerim'le Yine Bir Gülnihal arasında bir kıyas yapmadan önce Shake It Up Şekerim'in Türk müziği olup olmadığını düşünmek gerekir. Shake It Up Şekerim için, Türklük diye bir şey var mıdır ki Türk müziği olarak kabul edilsin?
"Shake It Up Şekerim'i bir Avrupalı anlar mı acaba?" diye sormak bile gereksizken, bu şarkıyı herhangi bir yerel kimlikle özdeşleştirmenin nasıl bir mantığı olabilir? Shake It Up Şekerim Türkçe bir şarkıdır. Ama bir Türk şarkısı mıdır? Hayır.
Şunu görmek gerek, Shake It Up Şekerim'in yer aldığı düzlemde, Türklük ya da sanat gibi kavramlar yer almaz. Bu şarkı, piyasa, satış, moda, demode, akım, trend, reklam, imaj gibi kavramlarla aynı düzlemde yer alır ve ancak bu kavramlarla açıklanabilir. Bunun dışındaki kavramlarla, herhangi bir küresel popüler kültür yapıtını açıklayacaksanız, ancak ve ancak kullandığınız kavramı bu düzleme taşımış ve başkalaştırmış olursunuz. Ne söylerseniz söyleyin, Küreselleşme öncesi kavramları taşıyan düzlemden çoktaaaaan çıkmış bulursunuz kendinizi.
Şimdi biri çıkıp da "yani sen, 21. yüzyıl'da Türklüğü ve sanatı bir kenara bırakalım, hep beraber küresel küresel yuvarlanıp gidelim mi diyorsun?" diyebilir. Eğer derse, ya kendime "anlatma özrü" nişanını hediye ederim, ya da bunu söyleyene yanlış anlamadaki üstün başarıları için bir teşekkür plaketi sunarım.
Çizdiğim resimde, sanat ve ulus kavramları ile piyasa ve reklam kavramları herhangi bir sürecin farklı yerlerinde değiller. Bir "doğru" üzerinde gösterilecek farklı noktalar değiller. Birbirine paralel iki farklı doğruda bile değiller. Ortada doğrusal bir süreç yok.
Nasıl ki geçmiş yüzyılların Türk müziği piyasa, satış, imaj vs kavramlara indirgenemezse, Shake It Up Şekerim de sanat ve Türklük gibi kavramlara indirgenemez.