23 Haziran 2007 Cumartesi

bekaret yüzüğü, türban, ışın kılıcı, cem evi.

İngiltere'de lise öğrencisi bir kız, evlenene kadar bekaretini koruyacağını belirten ve İncil'den sözler içeren bir yüzük taktığı için ceza aldı.

Bu olayla bu soru bir kez daha karşımıza çıkıyor: Bir insanın kullandığı işaretlerin dini olduğunu ne kesinlikte anlayabilirsiniz?

"Katı/somut/elle tutulur" varlıkları denetleme görevi olan devletin, inançla ilgili karar aldığı her durumda bu tip sorular sorulmaya devam edecek.

Bekaret yüzüğü nereye kadar dini semboldür? Mesela kaşları almanın günah olduğunu düşünen bir kız, kaşlarını hiç almadan okula gitse, başkalarını dini yönden baskı altına mı almış olur? İnancı yasakladığı için takı takmayan biri, hiçbir takı takmayarak, başkaları üzerinde dini propaganda mı yapmış olur? Okul bu durumda onu takı takmaya mı zorlamalıdır?

Çeşitli araştırmalarda İngiltere'de ciddi sayıda Jedi inanışı takipçisi belirleniyor. Bu insanlar okula oyuncak ışın kılıcı getirirlerse, dini bir sembol sayılır mı? Ceza alırlar mı?

Sonuçta temel sorun şu: Herkesin takıları, giyinişleri ve giysilerindeki semboller zaten hayata bakışlarını yansıtır. Ve bu bakışın belirli bir alt kümesini "din" olarak ilan etmek, aslında çok da ayakları yere basan bir sınıflandırma değildir.

Neyin dini sembol olduğu, dolayısıyla, hangi inanışın neye dayanarak din kabul edilebileceği/edilemeyeceği, aslında öyle iki yasayla çözülecek basit bir problem değildir. Yarın öbür gün bir lise Jedi inanışını ciddiye alıp sembollerini okulda yasaklarsa ne olacak? Sizce Star Wars filmi için uydurulmuş bir inancın din kabul edilip sembollerinin yasaklanması mı daha saçma olurdu, yoksa buna inanan insanlar olmasına rağmen bir yetkilinin "hayır Jedi inanışını dinden saymıyoruz" demesi mi?

Dinin rasyonel tanımı nedir ki, rasyonel bir "dini sembol" tanımı ortaya koyulsun ve bu hukukun bi konusu addedilebilsin?

Devlet somut işlerle uğraşmalıdır. Çünkü, ne zaman kafanın/ruhun içindekilere elini uzatsa, beceriksizliği hat safhaya ulaşır. "Dini sembol" diye var olmayan bir sınıflandırma oluşturursunuz, ve hiçbir yere varamazsınız. "Politik sembol/giysi" diye bir sınıflandırma oluşturursunuz, içinden çıkamazsınız.

Devlet kendini bu tip konularda "karar mercii" sandığında bir de bakarsınız ki, Aleviler çıkıp "biz müslüman değiliz, cami ibadet yerimiz değil" dediğinde, başbakanlık yetkilisi açıklama yapıyor:
"Olur mu canım, siz de müslümansınız." (neye inandıklarını yetkiliye soracaklar yani)

İşin kötü tarafı da aynı tür bir baskıyla karşılaşan üç kişi (bekaret yüzüğünü takamayan kız, türbanlı üniversite öğrencisi ve alevi genç) kendi haklarını savunmanın yolunun diğerlerini savunmaktan geçtiğini bir türlü anlayamazlar. Her şeyi bildiğini sanan devlet de antipatik bulduğu her şeyi yasaklamaya devam eder. Böyle yuvarlanıp gideriz işte.

Taşındık: Ekran Memuru