Ama iş bununla da bitmedi, ulusal gazeteler de işe el attı. İşte mesela bugünün (28 Eylül 2007) Halka ve Olaylara Tercüman gazetesi...
Manşet: "Türk'üm demek bile suç oldu."
Aslında sırf manşet olsa bu şekilde, mesela yanında Türüt'ün
(hani şu bir ara İbrahim Tatlıses'le pek bir sıkı fıkı gördüğümüz, son zamanlarda -Teoman'ın deyimiyle- "hobi derecesinde" milliyetçiliğe saran)
alabildiğine terli ve çatık kaşlı bir fotoğrafı olmasa, Avrupa ülkelerinden birinin Türk azınlığa yönelik ayrımcılığıyla ilgili olduğu sanılabilir haberin.
Oysa Türüt'ün iddiasına göre Türk'üm demenin suç olduğu yer Türkiye.
Yani, Türklüğü aşağılamanın TCK'nın 301. maddesiyle suç ilan edildiği, ve bu kanunların her fırsatta bin çeşit yorumlanarak kullanıldığı, fakat Anayasa'nın "Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz" diyen 6. maddesinin İstanbul'un gecekondu mahallelerinde emekli subaylar tarafından çalıntı el bombalarına kurban edildiği ülkemizde, Türk'üm demek suç.
İddia bu...
Hadi diyelim bunu kabul ettik.
En köklü ulusal gazetelerimizden birinin sloganı "Türkiye Türklerindir" iken...
Her ilköğretim okulumuz ve lisemizin her bir sınıfında Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi ve bahçesinde Atatürk büstü bulunurken ve küçük bir grup marjinal hariç toplumumuzun hemen hemen tamamı bunları norm olarak kabul etmişken...
Gebze'den başlayıp Büyükçekmece'ye kadar çevre yolumuz dev ay yıldızlı bayraklarla süslenmişken...
Türk Tarih Kurumu'nun pek saygıdeğer, çok araştırmacı başkanı Halaçoğlu, Ermeni olmayı "maalesef"lik bir şey, Kürt olmayı ise tarihsel yanılgı sayarken, yani açıkça Türk Ceza Kanunu'nun "halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılamayı" suç sayan 216. maddesine aykırı davranabilirken...
Türkiye'de, Türk olmanın suç olarak algılandığını kabul edelim.
Peki çözümü neymiş Türüt'e göre? (adını söylemeye utanıyorum, adaşım çünkü)
"Ben gavura karşı önlemimi alırım ama aramızda yerli gavurlar var. Asıl korkulması gerekenler onlar," diyor. Güzel... Gavurdan ne kastettiğini de şu şekilde açık ediyor:
"Benim için iki tür insan vardır; birincisi vatansever, ikincisi vatan haini. Vatan satanlar haindir ve yaşaması doğru değildir."
Kısaca ya gavursunuz, ya vatansever... Gavursanız ya yurtdışındasınız ya "yerli hain". Yerli hainseniz, yaşamanız doğru değil.
Belki garip gelebilir ama size bir hatırlatmada bulunayım:
Hani bir zamanlar, Türüt'ün türküsünün sözlerini yazan Ozan Arif Almanya'daydı... Sürgüne gönderilmişti darbe sonrası...Hani o zamanlar Neo-Naziler coşmuştu şöyle bir.
Solingen'de Amasyalı bir aileyi, sırf Türk oldukları için, "Alman vatanseveri" olmadıkları için, yani onlara göre "yerli hain" oldukları için ateşe vermişlerdi.
Ogün'leri Yasin'leri överken Hans'ları Jürgen'leri bir hatırlayalım derim ben...
Herkesin "hain"i kendine sonuçta, değil mi?
2 yorum:
"bir anda oldu light erkeği" davut güloğlu'nun şarkısı.
evet biraz geç olsa da hatamı fark ettim ve yazıdan çıkardım:)) uyardığın için teşekkürler.
Yorum Gönder