27 Mayıs 2007 Pazar

graffiti ve gösteri ve tepki ve suç ve çelişki...

Ben -Foucault abimiz sayesinde tanıştığım- "muhalefet yapmaya çalışırken mevcut düzene uyup kendiyle çelişme " kavramına hastayım, her fırsatta da kullanırım...

İzmit'te D100 karayolunda, fuara doğru yaklaşırken sağdaki benzin istasyonunun duvarına bakarsanız, muhteşem graffitiler görürsünüz. Arka duvardakileri de maalesef fuar tarafından bakmadığınız sürece kaçırırsınız. Ama cidden çok iyidirler. Hatta o kadar ki, yıllardır Ankara'da yaşıyorum, bu graffitiler kadar iyisini görmediğim gibi, Meşrutiyet Caddesi'nin girişindeki üstgeçitte "İzmit Style" yazıldığını gördüm sprey boyayla.
Neyse...

Bu yukarıdaki iki paragraf nasıl bir araya gelecek? Şöyle ki... Foucault'nun en sevdiğim takipçilerinden (her ne kadar kendisi Forget Foucault dese de) Baudrillard merhum, Verso'dan çıkardığı "Spirit of Terrorism" (Weber göndermesine dikkat) adlı kitabındaki dört makaleden birinde, bir başkasına da referans vererek graffitiden bahseder. Hatta ondan önce "Simgesel Değiş Tokuş ve Ölüm" kitabında da bir iki sayfada graffitiye takılır. Niye takılır?

Çünkü graffiti, onun deyimiyle, "tıpkı Dünya Ticaret Merkezi'ne uçaklar nasıl daldıysa, şehir merkezine metro tünelleri nasıl saplanırsa, mimarî düzene öylece batırılmıştır. Düzeni bozar, ama onu ciddiye bile almaz. Görmezden gelir.

Bu hâliyle graffiti bence çok güzel bir tepki yöntemidir.

Ama Japon arkadaşlar işi bozmuşlar. "Graffiti is not a crime!" başlıklı sitelerinde anlattıklarına göre olay şu:

Japonya'nın ABD'ye savaşta destek vermesinden sonra, duvarlara "NO WAR" ve "SPECTACLE SOCIETY" yazmak isteyen bir Japon kamu malına zarar vermekten tutuklanmış. Bu tutuklamaya tepki gösterilmesine falan lafım yok tabii ki. Sadece Irak Savaşı'nın "spectacle" (gösteri/izleme) yanını gayet güzel tespit edip tepki gösterirken (Debord'a selamlar), graffitinin de bir gösteri olduğunu fark edemeyen kişiyi garipsiyorum.

Bir graffiti sanatçısının, Irak Savaşı'na tepki göstermesi kadar normal bir şey olamaz. Ama hangi yanına tepki gösterebilir? Bence gösteri yanına tepki koyarsa, kendisiyle feci çelişmiş olur.

Ha, ama "no war" mu diyorsun? Onu ayrıca konuşuruz...

seri cinayetin olumlu tarafı

Seri katillerin varlığı için suçun sıradışılığı şarttır. Kaos içinde sürüklenen bir toplumda kimse belli bir tarza sahip cinayetler işleyerek dikkat çekemez. Denese bile başarısız olur. Seri katil için aynı tarzda işlenmiş farklı cinayetleri birbiriyle ilişkilendirecek seviyede ciddi çalışan bir güvenlik kuvveti esastır. Dolayısıyla, seri cinayet, ülkenin başka bir çok gerçeğinin yanı sıra, güvenlik biriminin başarısını da gösterir.

Şimdi böyle yazınca bana da garip geldi ama... Tıkır tıkır mantık zinciri işte.

23 Mayıs 2007 Çarşamba

yanlış yönlendirilmiş kurnazlık

Bu evin, dünyada sahip olduğu tek şey olduğu düşünüldüğünde, hırsızlara karşı bir şeyler yapması anlayışla karşılanabilirdi. Uzun süre düşündükten sonra, en yakın teknoloji mağazasına gidip, 12 taksitle zar zor karşılayacağı pahalı bir cep telefonu aldı, ve her gece giriş kapısının hemen önüne, yere koymaya başladı.

Böylece o kapıyı açıp eve girecek ilk hırsızı, yaptığına pişman edecekti. Kendi kendine "seni gidi sinsi" diye gülümseyerek yatağına uzandı.

16 Mayıs 2007 Çarşamba

yok bence teoman'ı idam edelim


Niye?
Çünkü konserlerine "elinde sigarayla sarhoş çıkarak" gençlere kötü örnek oluyormuş. Vah vah... İçki ve sigara şirketleri bu sayede gençleri kandırıyorlarmış. Tabii... Prof. Dr. Orhan Kural bunu dert etmiş kendine, ve "Teoman konserleri yasaklansın" buyurmuş. Buyurur tabii... Kendisi haklı aslında. Ne ayıp canım! Sahnede sigara içilir mi hiç? Dünyanın neresinde görülmüş böyle terbiyesizlik? Cık cık cık...

Teoman, be my guide!
Orhan hocamızın da gayet güzel açıkladığı gibi "Türkiye maalesef dünyada en fazla sigara tüketen 4 ülke arasında" ya... Bunun sorumlusu Teoman gibiler hocamıza göre. Zaten Teoman bar çıkışlarında hep farklı kızlarla yakalandığından beri de dünyada en fazla kız arkadaş değiştiren toplum olduk. Bence bir an önce Teoman'ı hadım da etmek lazım.

Sigaradadördüncüyüz.biz!
Oysa sigara tüketiminde bizden aşağıda olan 10'dan fazla Avrupa ülkesi var... Anlaşıldığı kadarıyla, hocaya göre bu ülkelerde şarkıcılar gençlere kötü örnek olmamak için sahneye sigara böreğiyle çıkıyor. Böylece gençler sigaraya değil sigara böreğine özeniyorlar, ve ülke gençliği sağlıklı büyüyor. Bu yüzden de sigara tüketimleri bizden düşük. Tabii ya... Kesin öyledir.

Pekialkoldekaçıncıyız.biz?
Alkole gelince, dünyada kaçıncı olduğumuzu buyurmamış Orhan Hocamız. Gözünden kaçmıştır. Aslında "Teoman'ın sahneye sarhoş çıkması" kısmını anlamak biraz zor. Farklı ihtimaller var.
a) Hoca Teoman'ı sigaranın sarhoş ettiğini düşünüyor,
b) Dünyanın tüm gelişmiş ülkelerinde içki reklamının serbest olduğunun farkında değil,
c) Sigarayı ayıplıyor ama içkiyi ayıplayınca şeriatçı addedilmekten korkuyor.

Sanatçı topluma ördek olacak efendi!
Fi tarihinde, Türkiye gazetesinde bir köşe okumuştum. Şimdi yanlış olmasın, yazarını hatırlamıyorum. Türkiye gazetesinden beklenmeyecek bir yazıydı. Neden? Çünkü şöyle diyordu:
"Sanatçı topluma örnek olamaz. Eğer topluma örnek olmaya çalışırsa sanatını yapamaz. Sanatçı, toplumdan biraz kopuk olmak zorundadır, çünkü sanat ortaya çıkarmak bunu gerektirir."
Orhan Hocam'a saygılarımla arz ederim...

Hayır bu kampanyasında başarılı olursa yarın öbür gün "popçuların ütüsüz kıyafetle çıktığı konserler denetlensin" diyecek ondan korkuyorum.

15 Mayıs 2007 Salı

batman green goblin'den daha mı iyi?



[ALARM: Örümcek Adam filmleriyle ilgili spoiler içeriyor.]

Ya Joker'in Bruce Wayne'in babasını öldürmüş olması fikri tamamen bir yanlış anlamaysa? Ya Joker aslında Bay Wayne'i öldürenleri durdurmaya çalıştıysa ama küçük Bruce durumu yanlış anladıysa?

O zaman ortaya şöyle bir şey çıkıyor: Green Goblin'in Örümcek Adam 2 ve 3 filmlerindeki haliyle* Batman birbirinden ne kadar farklı? İmkanları, motivasyonları, ruh halleri... İkisi de hırsla hareket ediyor, ikisi de zenginliklerinin tadını çıkarıyor ve içlerinde dizginleyemedikleri intikam duygusunu bu paranın yardımıyla, ve kafalarında oluşturdukları değişmez bir katil imajına karşı kullanıyorlar.

Green Goblin'e sorarsanız o da şehrin en büyük katilinin peşinde...

Sinemanın bu gücü inanılmaz işte. Senaryoda, görüntüde, oyuncu seçiminde ve diğer ayrıntılardaki tercihler, tıpatıp aynı motivasyonla ve imkanlarla hareket eden iki farklı karakterden birini iyi, diğerini kötü (ya da en azından hatalı) gösterebiliyor.

Örümcek Adam 3'ü izlerken, Örümcek Adam'ı sırf babasına sevgisinden dolayı öldürmeye çalışan Green Goblin'i görünce aklıma bunlar geldi. Batman'in de Green Goblin kadar ruh hastası olduğu fikri kafama takıldı.

Şöhret Bu, Kullandıkça Güçlenir Tabii
Örümcek Adam'ı saran siyah parazitin kendi şöhretinin yansıması olduğundan da bahsedebilirdim burada tabii, ama o biraz daha klasik olurdu sanki. Yoksa "yapıştığı kişinin özelliklerini abartan, yararlandıkça daha da vazgeçilmez olan, kişinin gözünü kör eden, kızların ona farklı bir gözle bakmasını sağlayan ve çevresiyle bağını kesen" parazitin, Peter Parker'ın "insanlar beni seviyor!" diye kafayı yediği filmde yer alması tesadüf olabilir mi? Hiç sanmıyorum.

_______
*Bildiğim kadarıyla çizgi roman versiyonunda, filmde öldürülen baba Green Goblin olarak kalıyor.

14 Mayıs 2007 Pazartesi

zarar iyiyse?

Otobüsün tavanında acil çıkış camı ve bu cama tutturulmuş çekiç... Camı kıracak çekiç cam sayesinde yerinde duruyor. Cam çekici tuttuğu için, veya çekiç cama tutunduğu için alaya alınabilir mi? İkisinin varlığı da birbiri sayesinde anlamlı ve ikisi ancak bir araya geldiklerinde anlamlı bir bütün oluşturuyorlar. Ne cam saf, ne de çekiç hain.

12 Mayıs 2007 Cumartesi

dale don mengene

Şimdi...

Şahane bir müzikal aparma hadisesini dünyayla paylaşmak üzereyim...

Aklınızdan Kurtlar Vadisi'nin "Mengene" melodisini şöyle bir geçirin. Hatta ona da gerek yok ben size onun videosunu da bulayım.



Evet... Hepsini izlemenize gerek yok. Şu ünlü melodiyi duydunuz mu? Tamam...

Aşağıdaki video, hani bir aralar herkesin beynini hiç terk etmemek üzere ağına düşüren Dale Don Dale adlı illet şarkının videosu.

Bunun da hepsini izlemenize gerek yok.

Siz ne demek istediğimi anlayacaksınız zaten:)

10 Mayıs 2007 Perşembe

vay efendim kenan nasıl güzel türkçemizi shake eder

Tüm dünyanın gözü bu haftasonu Eurovision'un üstünde olmayacak. Sadece Türkiye gibi bayrak kullanılan her yarışmayı milli dava haline getiren ülkeler deli gibi takılacaklar bu yarışmaya.

Ayrıca bu haftasonundan sonra Kenan Doğulu'nun şarkısıyla ilgili yorumların nasıl 180 derece değişebildiğini göreceğiz hep beraber. Çünkü çoğunluk hâlâ bunun bir pop yarışması olduğunu ve popta kalitenin değil, neyin satacağının önem taşıdığını kavrayabilmiş değil. Kenan Doğulu'nun şarkısı kaliteli değil, müziği basit, sözleri bayağı. Ama amacınız bir pop yarışmasında başarılı olmaksa, bunların hiçbirinin konuyla ilgisi yok. Shake It Up Şekerim tam satacak cinsten bir şarkı. Bence başarılı olacak. Ve eleştirilerin sayısı hızla düşecek.

aha buraya yazıyorum

İşte seçim tahminlerim:

Image Hosting by Picoodle.com

Bu tahminleri daha ANAP ve DYP birleşmeden önce Private Sözlük'te "22 temmuz 2007 genel seçimleri" başlığına yazmıştım zaten. (tıklayın)

Bu sıralamada DTP'ye yer vermiyorum çünkü bağımsız adaylarla gireceklerini açıkladılar, ve girecekler. Bunu da taaaa Mayıs başındaki sözlük entry'mde söylemiştim.

Yeni mecliste AKP, CHP, DP ve DTP olacak, AKP tek başına iktidar olamazsa DP ile koalisyon kuracak.

Bu grafikte verdiğim oranlar en fazla % 2 oynar. MHP meclise giremez. Genç Parti'nin yapacağı her hareket MHP ve DP'yi etkiler, ama ne DP'nin meclise girmesini engelleyebilir, ne de MHP'yi meclise sokabilir.

Bak buraya yazıyorum...

Not: Bu tahminleri güncelledim sonradan:
http://desarjmakinesi.blogspot.com/2007/06/yeniden-seim-tahminleri.html

hayalî film yorumu

"Buna komedi diyenler delirmiş olmalı. Başından sonuna kadar ağladım. (****)"

[alıntı]

- Astroloji gelişigüzel bir kurallar kümesidir, satranç, tenis, ya da siz İngilizlerin oynadığı şu oyun neydi, onun gibi.
- Kriket? Kendi kendinden nefret? Hangisi?
- Hayır. Parlamenter demokrasi.

Douglas Adams, Çoğunlukla Zararsız s 43

9 Mayıs 2007 Çarşamba

konserve

Şimdiki muhafazakârların canları pahasına korudukları değerlere, eski muhafazakârlar canları pahasına karşı çıkmışlardı.

8 Mayıs 2007 Salı

kate moss'un hareket edip etmemesi problemi

Geçenlerde Kate Moss, kendi adını taşıyan ürünleri tanıtmak için bir vitrinde 12 saniye durdu ve halk çıldırdı.

Burada asıl ilginç olan Kate Moss'un ve diğer mankenlerin, cansız varlıklarla meslektaş olması değil mi?

2 Mayıs 2007 Çarşamba

kolaylaştırılan ve kınanan

"Bebegini terkedecek annelerin kullanabileceği ve bebeğe göz kulak olan sepet Japonya'da denenmeye başladı."
Radikal, 2 Mayıs 2007

Neyi kolaylaştırmış oluyoruz böylece?

Sorun kolaylaştırılan şeyin yanlış olması falan değil. Sorun, bebeklere acıyıp sepeti icat eden bakış açısının, kolaylaştırdığı işi kınaması.

Taşındık: Ekran Memuru