Herhangi bir dine inanan, ve buna uygun yaşayan biri için "tanrı" kavramı ve dindeki diğer kavramlar tartışılamayacak bir statüde olabilir. O dine inanan insanlar arasında bu kavramlarla ilgili yüceltici olmayan herhangi bir davranış garipsenebilir. Dindarlardan oluşan bir grup içerisinde, Tanrı'nın veya dinî değeri olduğu düşünülen belli figürlerin isimleri anılırken bile manevî bir çekince, bir korku oluşur. "Acaba bu ismi yerinde kullandım mı?" gibi bir düşünce, bu tip durumlara hakimdir. Bu bazen öyle bir noktaya varır ki, Yahudilik gibi bazı dinî inançlarda Tanrı'nın adını söylemek yasaklanır. Bazı daha az marjinal örneklerde de Tanrı'nın ve diğer kutsal figürlerin adına belirli "kutsal" kelimeler veya kelime grupları eklenir.
Bu yukarıdaki örneklerin hepsi, o dine inanan insanları bağlar. Öte yandan, bir de "tanrı" kavramını sosyal süreçlerin yarattığı diğer sayısız kavramdan biri olarak değerlendiren (Nietzsche, Engels, Marx, Durkheim gibi) veya "tanrı" kavramı yerine "kişiliği" olmayan başka bazı kavramları koyan (Descartes, Kant, Hegel gibi) insanlar da vardır. Bu düşünceye sahip olmanın şartı ünlü düşünür olmak olamayacağına göre, sıradan insanlar arasında da Tanrı'yı bu kategoride değerlendirenlerin varlığı, onların fikirleri paylaşılmasa bile, kabul edilmelidir.
Kısaca söylemek gerekirse: Tanrı'ya inanan biri, Tanrı'dan bahsetmeye bile çekinecek kadar bu kavramı dokunulmazlaştırabilir. Zaten din de aşağı yukarı böyle bir şeydir. Ama hiçbir inanan, Tanrı'ya inanmayan birinin bu çekinceyi paylaşmasını talep edemez. Herhangi bir dine inananların, şunu akıllarında tutmaları gerek: Tanrı'ya inanmayan biri için, tanrı sadece bir kavramdır. Ve bu kişi diğer kavramlardan nasıl bahsediyorsa, Tanrı'dan da o şekilde bahseder. Eğer dünya üzerinde belirli sayıda insanın saygı duyduğu her kavramı kutsallaştıracaksak, emin olun, dinle ilgili karikatürlerden ve yazılardan çok daha absürt bir şekilde yaşamaya başlarız. Ama bu absürtlüğü dile getirmek bile yasaklanır.
Toplumumuzun nüfus yapısı gereği, yukarıda anlattıklarımda "Tanrı" deyince aklınıza "Allah", "inananlar" deyince de "Müslümanlar" gelecek. İsterseniz bir önceki paragrafı tekrar okuyun. Ama bu sefer "Tanrı" deyince İbrahim Peygamber'in kırdığı "putlar" aklınıza gelsin. O zaman "tanrıya saygısızlık" kavramının ne kadar yoruma açık, ve herkesin hayatının ne kadar merkezinde olduğunu göreceksiniz.