25 Haziran 2008 Çarşamba

sebepsiz düşman bulma sanatı


Şimdi hepimiz (yani futbolla ilgilenenler olarak) millî takımı hayret ve sevinçle izliyoruz ya...

Dolayısıyla, zaten genelde hassas olan millî duygular ve mağduriyet (1) müessesemiz ayakta ya...

Öyleyse, istediğimiz kadar saçmalayabiliriz.

Mesela, Norveçli bir futbol adamı "Türkiye özellikle Hırvatistan karşısında oynadığı oyunla, futbolda yeniden büyük başarılara dönüşünü ortaya koydu. ... Oslo'daki maç 1-1 bitseydi, Fatih Terimin işine son verilecekti. O zaman biz Avrupa şampiyonasına gitme şansı elde edecektik" dedi diye "Başarısız küstah Norveçli, Fatih Terim'e çirkin yakıştırmalarda bulundu" şeklinde çemkirebiliriz. (2)

Euro 2008 için konulmuş bir kuralın nasıl olup da Euro 1996'da delinebildiğini sorgulayabiliriz. (3)

Bir de bunların üstüne takımımızın bahisçiler için "yarı final maçlarında en yüksek oran veren takım" olmasıyla övünebiliriz, bu açıkça millî takımın en az şans tanınan takım olduğunu göstermiyormuş gibi. (4)

Ve bunları bir de haber diye web sitelerine koyarız.

Kim tutar bizi! Sahadaki rakip yeter mi? Yetmez. Mutlaka saha dışında düşmanlar bulmamız, uğramadığımız haksızlıkların mağduru olmamız lazım. Alışmışız bir kere. Aynen devam...


(1) "Mağdur". Deşarj Makinesi
(1) "Başarısız küstah Norveçli'ye bak". Hurriyet.com.tr
(2) "UEFA'dan çifte standart!". Haberturk.com
(3) "Dünyanın gözü bu maçta". Hurriyet.com.tr

Taşındık: Ekran Memuru