11 Haziran 2008 Çarşamba

ya olduğun gibi görün(emezsen?)


"Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol" sözünün iki yüzeyi vardır: oluş ve görünüş. Bu iki yüzey, sırasıyla, kişinin kendi kendini içeriden izlemesini, ve kişinin kendini başkalarının gözünden izlemesini sembolize eder. Oluş, "ben nasıl (ne tür) bir insanım?" sorusuna cevap verildiği, görünüş ise "dışarıdan nasıl görünüyorum?" sorusunun cevaplandırıldığı yüzeydir.

Yukarıdaki sözün yaptığı gibi, bu iki yüzey arasında bir denklik talep etmek, yani insanın oluşu ve görünüşünün paralel olması gerektiğini söylemek, "kendine başkalarının bakacağı gibi bak, onların kullanacağı kriterleri kullan" demekle aynı şeydir. Çünkü tam tersi, yani "başkaları sana, senin kendine baktığın gibi baksınlar," çok anlamsız (gerçekleştirilemez) bir tavsiye olurdu.

"Kendini dışarıdan izle, ve diğerlerinin gözünden değerlendir." İşte Mevlana'nın yere göğe sığdırılamayan sözünün ilk mesajı.

Ayrıca bu sözde verilen bir diğer temel mesaj da şudur: "Her oluşa uygun farklı bir görünüş vardır." Çünkü, eğer kendimizi içeriden izlediğimizde belirlediğimiz oluşu, dışarı yansıtabileceğimiz belirli bir görünüş mevcut değilse, görünüşler ve oluşlar arasındaki ilişki muğlaksa, o zaman kişi olduğu gibi görünemez. "...gibi" denilebilmesi için, doğrudan bir ilişki kurulabilmelidir.

"Kendini dışarıdan izle, diğerleri gibi değerlendir, ve içinde bulunduğun oluşla benimsediğin görünüş uygun olsun. Çünkü her oluş, uyumlu bir görünüşe sahiptir. Kişiliklerin ve imajların doğrudan bağlanabilir etiketleri vardır." İşte Mevlana'nın bize söyledikleri...

Şerif Hoca, aylardır herkesin diline dolanan mahalle baskısı terimiyle ne kastettiğini açıklarken toplumumuzun birbirini izleyerek, kendini göz/görünüş üzerinden kurduğunu söylemişti(1). Bu mesele, Cumhuriyet'in kuruluşundan çok daha gerilere, geçmiş yüzyıllara gidiyor olabilir mi?


(1) Mardin, Şerif. Mahalle Baskısı: Ne Demek İstedim?

Hiç yorum yok:

Taşındık: Ekran Memuru