Jean Baudrillard, 28 Nisan 2004'te İzmir'de yaptığı konuşmanın bir kısmında Lady Di'nin ölümünden bahsederken şöyle diyor:
Diana'nın "gösteri toplumu"nun kurbanı, bizimse bu ölümün pasif röntgencileri olduğumuz söylenmektedir. Oysa bu olay sanıldığından çok daha karmaşık bir dramatik yapıya sahiptir. Diana bile (teşhirciliğe özgü terimlerle) bu kolektif çaba ürünü senaryonun suç ortağıdır. Medyanın da çanak tutmasıyla, bu olayda, kitleler kamusal yaşamla Lady Di'nin özel yaşamının gerçek bir realty-show'a dönüşmesinde doğrudan bir rol oynamışlardır. Burada paparazziler, bu ölümcül karşılıklı-etkileşim sürecini medyaya birlikte yönlendirirken, sergilediğimiz arzunun yoğunluğunu iletişim araçları için bir tür uyarıcı görevi yapmıştır -biz aynı zamanda hem izleyici kitlesi hem de iletim aracı, hem iletim hem de elektrik ağının ta kendisiyiz.
Baudrillard burada önemli bir noktayı gözden kaçırıyor gibi görünüyor: Lady Diana, Prenses Diana ya da Lady Di olarak tanınan imaj, gerçekte yaşayan Diana Spencer adlı kişiden tamamen ayrıdır. Lady Di'yi çok az da olsa takip etmiş, en azından kim olduğunu bilen kaç kişi soyadının Spencer olduğu bilgisine sahiptir ki? Bilmezler, çünkü onları ilgilendiren Diana Spencer değildir. Onları ilgilendiren, Diana Spencer adlı gerçek varlığın üzerine geçirilmiş görüntüler ve simülasyonlar aracılığıyla yaratılmış Lady Di isimli yaratıktır. Bu yaratık İngiltere'nin iyilik meleğidir. İnanılmaz derecede saf ve yardımseverdir. Tüm bu özellikler, Diana Spencer'ın değil, ana haber bülteni dünyasının bir karakteri olan Lady Di'nin özellikleri. Diana Spencer bunlara ister sahip olsun ister olmasın (ki muhtelemen de bu kadar fazlasına sahip değil), kameralar, fotoğraf makineleri ve haber bültenleri aracılığıyla yaratılan Lady Di isimli kurmaca varlık/karakter tüm bu özelliklere sahip. Tıpkı kendisi gibi televizyon kameraları aracılığıyla yeniden tanımlanan yoksullara yardım ediyor. Kendisi gibi gazete fotoğraflarından ibaret kitlelere sevgi dolu bakışlar atıyor. Hâlâ. Çünkü o görüntüler medyanın sonsuz döngüsü içinde silinemez yerlerini almış durumdalar.
Lady Di'nin Diana Spencer ile aynı arabada öldüğünü sanan bir insan tam bir yanılgı içindedir: çünkü Diana Spencer o arabanın içinde ölürken, Lady Di bizim televizyon ekranlarımızda veya gazete sayfalarında ölmüştür (daha doğrusu aşama aşama sonsuza kadar öldürülmeye devam edilecektir). O dehşetle karışık heyecanlı merak hissiyle ölüm haberini her izleyişimizde bu yönde bir adım daha atılmıştır/atılacaktır.